top of page

Jean-Michel Jarre ve Elektronik Müziğin Yükselişi

  • Yazarın fotoğrafı: Sarp Akbal
    Sarp Akbal
  • 1 May
  • 2 dakikada okunur

Bir zamanlar akademik çalışmaların konusu olan, oda büyüklüğünde modüler cihazlar vasıtasıyla yaratılan, daha çok deneysel bir tür olan “elektronik müzik” 60’lı yılların sonlarında ilk kompakt analog synthesizer olan Minimoog’un üretilmeye başlanmasıyla birlikte popüler müziğin içindeki yerini hızla almış, plak ve sahne dünyasında farklı elektronik sesler duyulmaya başlanmıştı. 70’lerin ortalarına gelindiğinde pop, rock veya caz albümlerinde bir veya birden fazla synthesizer kullanılması istisnalar dışında neredeyse bir standart halini aldı. Kısmen veya tamamen elektronik cihazlarla müzik yapan müzisyen ve grupların ortaya çıkışı ise yine bu yıllarda oldu.


O günlerde genç bir Fransız müzisyen olan Jean-Michel Jarre Avrupa’daki müzik çevrelerinde adını duyurmaya başlamıştı. 70’li yılların başından itibaren çeşitli elektronik müzik çalışmaları yaptıysa da bunlar beklediği büyük ilgiyi görmeyen Jarre, 1976 yılında yeni plağının hazırlıkları için kolları sıvadı. Müzik dünyasını derinden sarsacak 6 bölümden oluşan “Oxygene” albümü Jarre’ın stüdyoya çevirdiği evinin mutfağında 8 kanal olarak kaydedildi. Dönemin çeşitli özelliklerdeki farklı cihazlarının kullanıldığı albümün özgün soundunun oluşmasında Jarre’ın “Eminent 310 Unique” modeli orgun güçlü string seslerini phaser efektiyle birlikte kullanmasının payı büyüktü. Jarre, albümün kapağını ise Paris’te bir sergide görüp beğendiği Michel Granger adlı genç bir sanatçının tablosundan almıştı.


Plak şirketleri ilk başta bir solistin ve akustik enstrümanların olmamasını, 10 dakikaya yaklaşan şarkıları gerekçe göstererek albümü yayınlamayı kabul etmemişlerdi. Nihayet sonunda yapımcı Francis Dreyfus albümü sınırlı sayıda basmayı kabul etmişti. Bir süre sonra albüm dünya çapında büyük ses getirdi ve elektronik müzikteki önemli bir dönüm noktası olarak tarihteki yerini aldı. Bugün albüm 15 milyondan fazla satmış durumda, Jarre ise ardından yaptığı birçok önemli çalışmayla adından söz ettirmeye devam ediyor. Yazımın sonunda bu albümün en bilinen kısmı “Oxygene Part II” adlı eseri aşağıda sizlerle paylaşıyorum. Ülkemizde de uzun yıllar program jeneriği olarak kullanılmış bu büyüleyici melodiyi 80’li yıllarda TRT izlemiş olan nesil çok iyi hatırlayacaktır.



 
 
 

Yorumlar


bottom of page